İçeriğe geç
ECRtest

Kaygılı ve kaçıngan bağlanma: biri yaklaştıkça öteki uzaklaşır

İki stil iki ayrı insanda buluşuyor: birinde kaygılı, ötekinde kaçıngan. Bu, kaygı ve kaçınmanın aynı kişide yüksek olduğu korkulu kaçıngan bağlanma stilinden (dezorganize ya da dağınık bağlanma olarak da bilinir) farklıdır. Aşağıda döngünün nasıl işlediğini ve neyin onu yavaşlattığını bulacaksınız.

Hazırlayan: ECRtest editör ekibi · Güncelleme: 24 Ekim 2026 · 11 dakikalık okuma

Kısaca

  • Stres anında biri yakınlık arar, öteki alana ihtiyaç duyar ve döngü başlar.
  • Kaygılı ve kaçıngan stiller birbirini çeker mi? Araştırmaların sonuçları karışık.
  • Bu eşleşme baştan kaybetmiş sayılmaz: Stil etiketleri bir ilişkinin nasıl sonuçlanacağını öngöremez.
  • Aralar önceden duyurulup istekler nazik ve doğrudan dile getirildiğinde döngü yumuşar.

Döngü: biri yakınlık arar, öteki geri çekilir

Döngü çoğu zaman aynı biçimde gelişir. Bir şey iki kişiyi de sarsar, örneğin kısa kesilmiş bir yanıt, iptal edilen bir plan ya da zor bir haftanın yorgunluğu. Kaygılı stile yakın biri için o anda en önemli şey bağı yeniden kurmaktır: konuyu konuşmak ve her şeyin yolunda olduğunu yarın değil, hemen şimdi duymak. Kaçıngan stile yakın birinin ihtiyacı ise tam tersidir, yani sakinleşene kadar uzaklaşıp işi tek başına halletmek. Her biri kendini yatıştıran şeyi yapar.

Ama her hamle tam da ötekinin hassas noktasına denk gelir. Kaçıngan stile yakın partner art arda gelen soruları ve mesajları baskı gibi yaşar ve daha da geri çekilir. Ötekine bu sessizlik bir soğuma gibi görünür, o da daha çok üsteler. Birkaç tur sonra kavga artık kısa yanıt üzerine değil, döngünün kendisi üzerinedir: Biri kendisine kulak verilmediğinden, öteki nefes alacak alanı kalmadığından yakınır. Pek çok çift bunu bir tuzak olarak anlatır. Çift araştırmacıları buna talep etme ve geri çekilme örüntüsü der.

Araştırmalar bu örüntüyü, partnerlerden en az biri güvensiz bağlandığında daha sık buluyor. 147 çiftle yapılan bir ankette bu tür çiftler, iki partnerin de güvenli bağlandığı çiftlere göre istenen yakınlıkta daha büyük farklar ve daha çok talep etme ve geri çekilme bildirdi (Millwood ve Waltz, 2008). Başka bir çalışmada iki partnerin de güvensiz bağlandığı çiftler en çok bu örüntüyü ve karşılıklı kaçınmayı, güvenli bağlanan çiftler ise en çok yapıcı iletişimi bildirdi (Domingue ve Mollen, 2009).

Korkulu kaçıngan stilden farkı: kim ne hisseder

Korkulu kaçıngan stilde iki dürtü aynı insanda yaşar: hem yaklaşmak hem kaçmak. Burada ise bu iki dürtü iki ayrı insana dağılmıştır. Dışarıdan bakan biri inatlaşan iki insan görür. Oysa iki kişi de kendini korumaktan başka bir şey yapmadığından emindir ve bir bakıma ikisi de haklıdır.

  1. Peşine düşen kişi. Peşine düşen partner için sessizlik alarm zillerini çaldırır: Öteki sustuysa bir şeyler ters gitmiş olmalıdır. Her yeni mesaj bir saldırı değil, yeniden bağ hissetme çabasıdır. Sessizlik uzadıkça kaygı büyür ve sözler sertleşir, ama altında hep aynı rica vardır: “Aramızın iyi olduğunu söyle.”

  2. Geri çekilen kişi. Bu partner için baskı, duygularını henüz kelimelere dökemeden açıklamak zorunda kalmak ya da başkasının kaygısına sürüklenmek demektir. Ara ona sakinleşmek ve düşüncelerini toparlamak için zaman tanır. Uzaklaşmak “Umurumda değil” anlamına gelmez. Çoğu zaman kişi tam da umursadığı ve ne diyeceğini henüz bilmediği için geri adım atar.

Burada suçlu yok. İki kişi de aynı şeyi ister: yeniden sakinleşmek. Ama oraya zıt yollardan varmaya çalışırlar; bu çiftin asıl zorluğu da budur.

Sessiz kalan da gergin: iki kişi de tetikte

Bir çalışma, bu döngünün yalnızca sözlerde değil bedende de yaşandığını düşündürüyor. Yeni evli çiftler bir çatışmayı konuşmaya hazırlanırken araştırmacılar bir stres hormonu olan kortizolü ölçtü. Kadının kaygı, erkeğin kaçınma puanının yüksek olduğu çiftlerde, konuşma başlamadan, bekleme sırasında iki partnerde de kortizol ani bir sıçrama yaptı, ardından hızla düştü (Beck ve ark., 2013). Kaygılı stile yakın partner ötekinin de sıkıntıda olduğunu görmekte, öteki ise destek için ona yönelmekte zorlandı.

Bir uyarı: Ters eşleşmede, yani erkeğin kaygı, kadının kaçınma puanı yüksek olduğunda bu sıçrama tekrarlanmadı. Bu yüzden sonuçları her çift için genellemek riskli. Ama ana fikri görmek için bir laboratuvara gerek yok. İki kişi de sarsılmıştır; biri bunu yaklaşarak, öteki uzaklaşarak gösterir. Yan odada sessizce oturan kişi, art arda beşinci mesajı gönderen kişi kadar üzgün olabilir.

Kaygılı ve kaçıngan stiller birbirini çeker mi?

Popüler psikoloji bu iki stilin kaçınılmaz olarak birbirini bulduğunu söyler. Veriler daha temkinli. Uzun süre izlenen 354 çiftlik bir örneklemde partnerlerin stilleri rastgele eşleşmemişti: İki partnerin de kaygılı ya da ikisinin de kaçıngan stile yakın olduğu tek bir çift bile yoktu (Kirkpatrick ve Davis, 1994). Ama başka bir çalışma dizisi, kaygılı ve kaçıngan stile yakın insanların birbirine yöneldiğine dair bir iz bulmadı. Hatta kaygılı stile yakın insanlar kaçıngan stile yakın partnerlerden çoğu zaman uzak durdu (Frazier ve ark., 1996).

Dürüst yanıt şu: Bu, örnekleme ve araştırmacıların gerçek çiftleri mi yoksa insanların bir deneydeki seçimlerini mi incelediğine bağlı. “Zıt kutuplar birbirini çeker” diye bir kuralı gösteren hiçbir şey yok; “kaçan kovalanır” sözü de bir bulgu değil, bir tanışma taktiğidir. Akla yatkın olan, ilk zamanlarda iki kişinin birbirinin özelliklerini çekici bulmasıdır: Kaygılı stile yakın partner ötekinin sakinliğinden ve bağımsızlığından, kaçıngan stile yakın partner ise sıcaklıktan ve girişkenlikten etkilenebilir. Döngü çoğu zaman daha sonra, iki kişi yakınlaştıkça ve ilk ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıktıkça belirir.

Uzun sürmek mutlu olmak demek değil

İnternette birbirine zıt iki efsane dolaşır. Birine göre bu çiftler yürümez, ötekine göre bu, eşleşmelerin en sağlamıdır. İkinci efsane, üç yıl içinde iki grubun şaşırtıcı derecede az ayrılık yaşadığı bir çalışmaya dayanıyor: kaçıngan stile yakın erkekler ve kaygılı stile yakın kadınlar (Kirkpatrick ve Davis, 1994). Ama bu bulgu her grubu kendi içinde anlatır, biri kaygılı öteki kaçıngan iki kişiden oluşan çiftleri değil. Birlikte kalmak memnun olmakla da aynı şey değildir; katılımcılar bu ilişkileri oldukça düşük puanladı.

Birinci efsane de tutmuyor. Bir başka büyük çalışmaya katılan 1.014 çiftte, partnerlerden birinde kaygının, ötekinde kaçınmanın yüksek olmasının doyum ya da süreklilik üzerinde kendine özgü bir etkisi yoktu. Önemli olan, her kişinin kendi kaygı ve kaçınma düzeyiydi (Conradi ve ark., 2021). Yazarlar bunun talep etme ve geri çekilme döngüsünü önemsiz kılmadığını özenle vurguluyor. Yine de kaygılı ve kaçıngan stilin buluştuğu bir ilişkinin yürüyüp yürümeyeceği etiketlere bağlı değildir: Döngü başladığında iki kişinin ne yaptığı çok şeyi belirler.

Döngüyü kırmaya ne yardım eder

Çift araştırmalarının en umut verici bulgusu şu: Bir partnerin davranışı ötekinin savunmacı tepkilerini yumuşatabilir (Simpson ve Overall, 2014). Gözlemlenen 180 çiftte partnerlerden biri ötekinden bir şeyi değiştirmesini istedi; istek nazikçe, bağımsızlığa saygıyla ve değer verildiğini belli ederek geldiğinde kaçıngan stile yakın partnerler daha az öfke ve geri çekilme gösterdi (Overall ve ark., 2013).

  1. Ne zaman döneceğinizi söylemek. Uzaklaşması gereken kişi ne zaman döneceğini baştan söyler: “bir saat sonra” ya da “yarın sabah”. Öteki partner konuşmanın iptal edilmediğini, yalnızca ertelendiğini bilir ve beklemek kolaylaşır.

  2. Yumuşak bir başlangıç. Kendi duygunuzla ve belirli tek bir anla başlamak işe yarar: “Hep meşgulsün” yerine “Cumartesi kendimi yalnız hissettim.” Bu, kaçıngan stile yakın partnerin savunmaya geçmek yerine konuşmada kalmasını kolaylaştırır.

  3. Küçük haberleşmeler. Gün ortasında kısa bir “Günün nasıl geçiyor?”, akşam konuşma sözü. Kaygılı stile yakın partner için bunlar tutunacak bir daldır, ötekinden ise çok az çaba ister.

  4. Kendi payınız üzerinde çalışmak. Kaygılı stile yakın partnere, hepsi ilişkiden geçmeyen sakinleşme yolları iyi gelir: arkadaşlar, kendi ilgi alanları, tanıdık rutinler. Kaçıngan stile yakın partner içinse açıklığı küçük dozlarla denemek yararlıdır, örneğin zor bir şeyi çözülmeden önce paylaşmak.

Ve her şeyin üstünde bir kural: Döngünün içindeyken değil, dışındayken onun hakkında konuşun. Bir tartışmanın ortasında her açıklama suçlama gibi duyulur, ama aynı sözler bir gün sonra bambaşka karşılanır.

Sakin bir akşam için sorular

Bu sorular, iki kişinin de üzgün olmadığı ve kimsenin haklı çıkmaya çalışmadığı sıradan bir akşam için. Soruları partnerinize sorup ardından aynı sorulara kendiniz de yanıt verebilirsiniz. Yanıtlar sizi şaşırtsa bile onlara itiraz etmeyin: Amaç, döngünün öteki kişinin gözünden nasıl göründüğünü öğrenmek. Bütün listeyi bir akşamda bitirmek gerekmez, tek bir soru da yeter.

  • “Geç yanıt verdiğimde genellikle aklından neler geçiyor?”
  • “Hangi sözlerim baskı gibi geliyor?”
  • “Bir tartışmadan sonra sakinleşmek için ne kadar zamana ihtiyacın var?”
  • “Aranın bittiğini ve konuşmaya devam edebileceğimizi nasıl anlarım?”
  • “Ayrı olduğumuzda bile yanında olduğumu hissetmene ne yardım eder?”
  • “Hangi tartışmaya dönüp duruyoruz ve o tartışma genellikle nasıl başlıyor?”

Döngü yeniden başladığında bu yanıtlar işinize yarar. Tahmin yürütmek yerine sakin bir anda söylenmiş sözleriniz ve zor bir anda dönebileceğiniz anlaşmalarınız olur.

Dışarıdan destek ne zaman anlamlı

Döngü aylardır sürüyor ve iki kişi de yorgunsa çift terapisini düşünmeye değer. En çok incelenen yaklaşımlardan biri olan duygu odaklı terapi (EFT), doğrudan bu tür döngülerle çalışır ve bağlanma kuramından doğmuştur. Toplam 20 çalışmanın verilerini birleştiren bir meta-analiz, çiftlerin terapi boyunca genellikle belirgin biçimde ilerlediğini buldu (Spengler ve ark., 2024). Başka yaklaşımlar da işe yarayabilir; önemli olan, iki kişinin de terapistle rahat etmesidir.

Partneriniz sizinle gelmeye hazır değilse tek başınıza terapiye başlayabilirsiniz: Döngüdeki kendi payını tek bir kişi de değiştirebilir.

Her stilden, her çiftten önemli bir kural daha var. Bir partnerden gelen aşağılama, tehdit, şiddet ya da kontrol bağlanma stiliyle açıklanamaz ve anlaşılıp kabullenilecek bir “döngü” değildir. Böyle bir şey yaşanıyorsa önce kendi güvenliğinizi düşünün ve güvendiğiniz insanlara ya da bir yardım hattına başvurun.

Sık sorulan sorular

  1. Kaygılı ve kaçıngan bir çift daha güvenli hâle gelebilir mi?
    Gelebilir ve bunun için en uygun yer çoğu zaman ilişkinin kendisidir. Kuramsal bir modele göre kaygı kişinin özgüvenini artıran durumlarda, kaçınma da yakınındaki birine güvenip yaslanmanın güvenli ve ödüllendirici olduğu görüldüğünde azalır (Arriaga ve ark., 2018). Bu hâlâ bir hipotez, ama tutulan sözlerin ve ortadan kaybolmaya dönüşmeyen araların bir ilişkiye ne kazandırdığını iyi anlatıyor. Bağlanma stillerinin zamanla nasıl değiştiğini ayrıca okuyabilirsiniz.
  2. Hangimizin kaygılı, hangimizin kaçıngan stile yakın olduğunu nasıl anlarız?
    En güvenilir yol, testi iki kişinin de çözmesidir. Test kaygıyı ve kaçınmayı ayrı ayrı ölçer ve çoğu zaman birinin iki eksende de yüksek ya da düşük olduğu ortaya çıkar. O zaman çiftin örüntüsü kovalamaca ve geri çekilmeden daha karmaşıktır. Davranışlar da ipucu verir: Bir tartışmada kim mesaj atmayı sürdürüp konuşmak için üsteler, kim susup uzaklaşır? Ama bu bir gözlemdir, test sonucu değil.
  3. Kendimizi bu döngüde görüyorsak ayrılmalı mıyız?
    Bir çiftin kendini bu döngüde görmesi ilişkinin yürümediği anlamına gelmez. Bu, adı konabilecek ve üzerinde çalışılabilecek bir sorun olduğunu gösterir: araların nasıl geçeceği konusunda anlaşmak, zor konuşmaları başka türlü açmak, bir psikolog ya da psikoterapiste gitmek. Birlikte kalıp kalmamak, stillerin eşleşmesine göre değil, ilişkinin bütününe bakarak iki kişinin vereceği bir karardır. Partnerinizin yanında korku ya da aşağılanma hissediyorsanız önce kendi güvenliğinizi düşünün.
  4. Yalnızca birimiz çabalıyorsa döngüyü kırabilir miyiz?
    Bir ölçüde, evet. Döngü iki kişiyle döner; bu yüzden biri hamlesini değiştirdiğinde ötekinin farklı karşılık vermesi kolaylaşır. Çift gözlemlerinde nazik bir istek, kaçıngan stile yakın partnerin öfkesini ve geri çekilmesini belirgin biçimde azalttı (Overall ve ark., 2013). Ama yıllarca tek bir kişinin çabasıyla dönen bir ilişki insanı tüketir. Bunun ne kadar enerji aldığına dikkat edip bunu dile getirin.

Kaynaklar (10)

  1. Arriaga X. B., Kumashiro M., Simpson J. A., Overall N. C. (2018). Revising working models across time: Relationship situations that enhance attachment security. Personality and Social Psychology Review, 22(1), 71-96.
  2. Beck L. A., Pietromonaco P. R., DeBuse C. J., Powers S. I., Sayer A. G. (2013). Spouses’ attachment pairings predict neuroendocrine, behavioral, and psychological responses to marital conflict. Journal of Personality and Social Psychology, 105(3), 388-424.
  3. Conradi H. J., Noordhof A., Kamphuis J. H. (2021). Satisfying and stable couple relationships: Attachment similarity across partners can partially buffer the negative effects of attachment insecurity. Journal of Marital and Family Therapy, 47(3), 682-697.
  4. Domingue R., Mollen D. (2009). Attachment and conflict communication in adult romantic relationships. Journal of Social and Personal Relationships, 26(5), 678-696.
  5. Frazier P. A., Byer A. L., Fischer A. R., Wright D. M., DeBord K. A. (1996). Adult attachment style and partner choice: Correlational and experimental findings. Personal Relationships, 3(2), 117-136.
  6. Kirkpatrick L. A., Davis K. E. (1994). Attachment style, gender, and relationship stability: A longitudinal analysis. Journal of Personality and Social Psychology, 66(3), 502-512.
  7. Millwood M., Waltz J. (2008). Demand-withdraw communication in couples: An attachment perspective. Journal of Couple & Relationship Therapy, 7(4), 297-320.
  8. Overall N. C., Simpson J. A., Struthers H. (2013). Buffering attachment-related avoidance: Softening emotional and behavioral defenses during conflict discussions. Journal of Personality and Social Psychology, 104(5), 854-871.
  9. Simpson J. A., Overall N. C. (2014). Partner buffering of attachment insecurity. Current Directions in Psychological Science, 23(1), 54-59.
  10. Spengler P. M., Lee N. A., Wiebe S. A., Wittenborn A. K. (2024). A comprehensive meta-analysis on the efficacy of emotionally focused couple therapy. Couple and Family Psychology: Research and Practice, 13(2), 81-99.

Kontrol tarihi: 9 Ekim 2026

Testi çözün, sonra haritadaki yerinizi partnerinizinkiyle karşılaştırın.

Teste başla